24 Mayıs 2014 Cumartesi

Ötekiler Arasında - Jo Walton


Çok sevdiğim bu kitap hakkında Rıhtım'da bir inceleme kaleme aldım. Site üzerinden okumak isteyenlere şuraya tıklayabilirler.

"Bu kitabı dünyadaki tüm kütüphanelere ve her gün oralarda oturup insanlara kitap ödünç veren kütüphanecilere adıyorum." -Jo Walton.

Kitabı, çıktığı ilk hafta İstanbul Kitap Fuarı'nda edinmiş ve okunmak üzere kitaplığıma bırakmıştım. İthaki standındaki güler yüzlü, sevimli görevlilerden biri kitapla ilgilendiğimizi fark edince, kitabı eline almış, hakkında okuyanpenguen ile bana en az on dakika boyunca övgü ve methiyeler dizmişti. Çevirmeni övdüğü sırada da, İhsan ağbiyi tanıdığımızı belirtip, Rıhtım'dan geldiğimizi belli etmiştik. Bunun yanı sıra, çıktığı ilk günden beri kitap hızlı bir şekilde popüler oldu ve hatta o hafta ikinci baskısını dahi yaptı. Hal böyle olunca, popüler olan şeylere karşı mesafeli yaklaşmayı tercih eden ben, çok merak ettiğim bu kitabın aylarca yüzüne bakmadım. Günün birinde adını daha az duyduğum bir vakit okumaya karar vermiştim ve öyle de yaptım.

Şimdi bu gereksiz bilgilerden sonra kitaba geçiyorum.

Kitabı okumadan hemen önce genellikle arka kapakta yazanları okurum ben de birçok insan gibi. Ötekiler Arasında için de bu durum geçerli oldu ve arka kapağı okuduğumda bir anda hevesim kaçtı. Arka kapak yazısı çok fazla bilgi içeriyordu ve açıkçası İthaki neden böyle bir hata yapmış diye düşündüm bir süre. Sonra okumaya başladım ve bu bilgilerin en başta, yüzeysel bir şekilde verildiğini, asıl kitabın o andan sonra başladığını ve arka kapak yazısının son derece başarılı olduğunu fark edip mutlu oldum. Bu, kitabın bana yaşattığı ilk ve bundan sonrakiler düşünüldüğünde basit bir mutluluktu.

Ötekiler Arasında, Morwenna Phelps adlı bir kızın günlüklerinden oluşuyor. 70'li yıllara götürüyor bizi yazar ve 80'lere de ufak da olsa sarkıyor günlükler. Her şeyden önce, Morwenna ilginç bir kız. Büyü yapabilme yetisine sahip, üstelik perileri de görüyor. Bu gibi durumlar onu diğerlerinden farklı kılmaya yetiyor, onu bir "öteki" yapıyor. Morwenna'nın bir de ikizi bulunuyor: Morganna.

O da tıpkı Morwenna gibi, yani iki kardeş epey sıra dışı. Anneleri ise bir cadı. Bir gün annelerinin saldırısına uğrayan ikizler bu savaşta kayıp verirler. Morganna ölür, Morwenna ise ayağını sakatlar ve bastonsuz gezemeyecek duruma gelir. Fakat kardeşini kaybetmiş olmasına rağmen kendisi hala hayattadır. Hayat öyle ya da böyle devam ediyordur. Ve o da yaşamaya devam edecektir.

"Kitaplarım var, yeni kitaplar ve onlar olduğu müddetçe her şeye göğüs gerebilirim." -Morwenna Phelps.

Yaşanılan bu talihsiz olayın ardından o yaşına dek dedesinin yanında yaşayan Mori, dedesinin yanından alınıp, daha önce hiç görmediği, kendisini terk ettiği söylenen babasının yanına verilir ve böylece Mori için bir devir kapanır, yeni bir hayata merhaba der. Elbette dedesini ziyaret etme şansı her koşulda mümkün lakin siz de takdir edersiniz ki öz babasına ismiyle hitap etmenin, babasının üç kız kardeşi -doğal olarak halaları- ile bir arada yaşamanın hiç de çekici bir yanı yoktur ve oldukça da sıkıcılardır. Ame neyse ki, halaları tarafından bir yatılı okula gönderilir ve günlerini orada geçirmeye başlar. İlk zamanlarda sevmediği okulun, sonraları hiç ayrılmak istemediği bir yer olması da, Mori'nin o sıkıcı evden uzaklaşmak istemediğinin en büyük kanıtıdır.

İşte tam bu esnada, Mori'nin hayatının olmazsa olmazı kitaplara değinmek gerekiyor. Fantastik ve bilimkurgu kitaplara özel bir merakı vardır Mori'nin. Bilimkurgu biraz daha ağır bassa da, Yüzüklerin Efendisi'nin en sevdiği kitap olması terazide bir eşitlik sağlar diye düşünüyorum. Mesela şöyle de bir söz ediyor Mori satır arasında: "Fakat dünya üzerinde bu kadar çok bilimkurgu varken insanların neden bunları okumayı tercih ettiğini anlayamıyorum." Az çok katıldığım bir nokta oldu bu. Şöyle ki, fantastik ve bilimkurgu kitapları hor gören kesimden insanlar benim çevremde de epey var, bu cümleyi okurken de bu aklıma geldi. Yani ön yargılı olmayıp bir okumayı deneseniz, aslında seversiniz ve saire. Saçma bir isme sahip kitaba istinaden söylüyordu bu cümleyi Morwenna ve haklılık payı da yok değil. O kitaplar (içleri boş oldukları halde) milyonlar satarken, sosyolojik ve psikolojik anlamda da çok güçlü örnekleri olan fantastik ve bilimkurgu türündeki kitaplar geri planda kalıyorlar. Neyse.

Üstelik çok hızlı kitap okuyabiliyor Morwenna. Öyle ki, yapacak başka hiçbir işi olmadığı için gününün neredeyse tamamını okumaya ayırıyor, bu sayede de günde bir kitap bitirdiği bile oluyor. Matematik hariç diğer tüm derslerde sınıfın en iyilerinden birisi konumunda olması da, çalışkan bir kimliğe sahip olduğunu gösteriyor. Matematiği ezelden beri sevmeyen ve anlamak için de artık fazla çaba göstermeyen, geçer not aldığına şükreden bir kızdır kendisi.

Günler Mori için sıradan bir şekilde ilerlemektedir. Her gün okulun kütüphanesinde kitap okur, cumartesi günleri kasabaya inerek kütüphaneden ve kitapçıdan kitaplar alır, babasına, dedesine ve diğer tanıdığı, sevdiği insanlara mektuplar yazar, babasıyla görüştüğü zamanlarda genellikle bilimkurgu kitapları hakkında sohbet eder ve belli bir zaman sonra katıldığı kitap kulübü için haftada bir gün özel izinle akşam kasabaya iner. Kitapları rahatlıkla okumak için kasabanın en sakin pastanesine gidip, sevmediği halde bir demlik çay alıp, kimsenin içindeki çay miktarını bilemeyeceği için orada saatlerce oturmasını da eklemekte yarar var. Zeki bir kız Morwenna, evet.

Mori de her genç kız gibi büyüyor ve vücudunun aldığı şekil de büyümeyle doğru orantılı bir şekilde değişiyor, cinselliği öğreniyor ve hatta aşık oluyor. Tüm bunlar, hayattan darbe üstüne darbe yiyerek erken olgunlaşmak zorunda kalan bir kızın, hala fani bir dünyada yaşadığına dair en önemli kanıtlar.

Bitmesini istemediğim nadir kitaplardan biri oldu Ötekiler Arasında. Hatta kitap hakkında notlar aldığım kağıda, kitabı bitirdikten hemen sonra, "E neden bitti ki bu şimdi? Devamı gelsin!" yazdım büyük harflerle. Sonra bir şekilde kitabın yazarına bir mail atmayı bile düşündüm. Bu düşünce hala aklımda ayrıca.

Çok hızlı kitap okuyan Mori sayesinde benim de kitaplara olan sevgim bir nebze daha artmış bulunmakta. Hatta kitabı okuduğum anlarda okuma hızımda ciddi bir düşüş vardı fakat Ötekiler Arasında'dan sonra okuduğum birkaç kitapta hızım arttı, böyle de bir yararı oldu bana kitabın.

"Bazen hayatı yaşamaya değer kılan tek şey kitaplarmış gibi geliyor." -Morwenna Phelps.

Her şeyden bahsedip çevirisine değinmemek olmaz tabii. Çevirmen tanıdık bir isim: M. İhsan Tatari. Kötü bir iş çıkarmadığını tahmin ediyordum kitabı okumadan önce ve tahminimde de yanılmadım. Gayet de akıcıydı cümleler ve birkaç kelimenin -hızlı yazmanın sonucu olsa gerek- yanlış yazılması hariç gözüme hiçbir şey takılmadı. O da olacak o kadar, ki zaten bu İhsan Tatari'nin değil, redaktörün suçu. Yine bir sayfada da dizgi hatası vardı, bu da doğal olarak editörün suçu. Her neyse, ben unuttum bile bunları. Sadece şu an yazılması gerektiği için yazdım. Kitabın güzelliği tüm bunların üzerini örtüyor.

Ayrıca çevirmenin açıklayıcı dip notları ve kitabın arkasına da kitapta adı geçen tüm kitapların (tam 154 tane) bir listesini koyması okurlar için büyük nimet sayılır. Hem çevirinin güzelliği hem de bu gibi ekstralar için M. İhsan Tatari'ye teşekkür ediyorum. Umarım İthaki'den çıkacak nice kitaplarda daha adını görmeye devam ederiz.

İthaki Yayınevi kitabın orjinal kapağını kullanmamış ve farklı bir tasarımla göz dolduran, albenili bir kapak tasarlamış. Elbette kapak çok iyi, baktıkça kendinizi tüm o yeşilliğin arasında uzanan yolda ilerliyor olarak görebilirsiniz fakat orjinal kapağı göz önünde bulundurduğumuzda bir tık aşağıda kaldığını da söylemek isterim. En azından benim görüşüm bu yönde.

Hem fantazya hem de bilimkurgu edebiyatında önemli bir yeri olan LeGuin ustamızın kitaba bir övgüsü bulunmakta: "Eğlenceli, özenli, keskin ve merak uyandırıcı bir öykü." Sıradan bir kapak övgüsü gibi dursa da, LeGuin'in haklı olduğunu söylemeliyim.

Bir de değinemeden geçemeyeceğim önemli bir cümle daha dökülüyor kitapta Morwenna'nın ağzından: "Yüzüklerin Efendisi'ni sonuna ulaşmanın ve daha fazlasının olmadığını bilmenin getirdiği o bilindik, üzücü acıyla birlikte bitirdim." Gülümseyerek okudum bu cümleyi ve hemen ardından, "Mori de bizden biri!" dedim. Daha bir sevdim.

Ötekiler Arasında'nın günlüklerden oluştuğunu tekrar hatırlatıp, aksiyon dozunun minimum seviyede olduğunu belirtmem gerekiyor. Bu yüzden, kitabı okuduktan sonra hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz eğer beklentinizi çok yüksek tutarsanız. Tutmayınız ve bu naif, sıcak, okuması keyif veren kitabın sayfaları arasında kaybolunuz.

İncelemeyi bitirirken, Mori'nin hayat felsefesini açık eden sözünü de yazmak gerekir tabii ki:

"Nereye gidersem gideyim kütüphanelere ait olacağım."


Kitaplarla dolu nice günlere... Başka incelemelerde görüşmek üzere!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder